facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2014 Cuma

Sosyal Medyadan Neden Korkuyoruz?

"Sosyal Medya" kalıbındaki "medya" kelimesini ilk başlarda yadırgıyordum; halkla ilişkiler ve reklamcılık doktorası yaptığım için, milyonlarca insanın farkında olmadan ürettikleri ve bir düzeni olmayan içeriklerin toplamının "medya" tanımına girmediği noktasına takılıyordum.

Ancak gün geçtikçe fark ettim ki, düzenli bir "medya" olmasa da, sosyal medyanın profesyonel yöneticiler, ajanslar ve siyasiler üzerindeki etkileri, geleneksel medyanın etkileri ile aynı. Eskiden televizyona, gazeteye haber olarak düşmekten korkan insanlar, şimdi sosyal medyada haklarında kötü bir şey yazılacak diye korkuyor. (Aynı şekilde gazetede kendi şirketinin reklamını görünce sevindikleri gibi sosyal medya sitelerinde de reklamlarını görünce seviniyorlar mı bilemem, o ayrı bir konu olabilir.)

İşin kötü tarafı, sosyal medyanın anarşik yapısı, geleneksel medyadaki eşik bekçilerinin olmadığı ve profesyonel medyacıların yerine medyanın bir parçası olduğunun bile farkında olmayan ve oto-sansür mekanizması olmayan insanların ürettiği içeriklerden oluşan; yani kısaca içeriklerin sistematik olarak engellenemediği bir medya var bu sefer karşılarında. Eskiden en azından halkla ilişkiler adı altında "basınla ilişkiler" veya doğrudan ikili ilişkiler kullanılarak kontrol edilebiliyorken, artık kontrol edemedikleri bir medya ile uğraşmak zorunda kalıyorlar. Bu da düzenli ordu savaşı yerine, insanların sinirlerini bozan ve halkı terörize eden terörle savaş pozisyonuna geçmeye benziyor. Artık "kaba kuvvetle bastırırız" düşüncesi yerine, "ne yapsak da bu terörün sebeplerini ortadan kaldırsak" düşüncesinin gelmesi gerekiyor.

İnsanlar eskiden de kendi aralarında şirketlerle, markalarla veya siyasilerle ilgili şimdikine benzer şeyleri konuşuyordu, ancak yöneticiler bunları görmüyordu ya da gizleyebiliyordu. Artık çok daha iyi bir halkla ilişkiler ekibi gerekiyor, hatta mümkünse çok daha iyi bir şirket olmaya çalışmak gerekiyor. (Bir de sosyal medya yöneticilerinin çok daha olgun olması gerekiyor bence. Eskiden yazdığım "Sosyal Medya Hesaplarınızı 23 Yaşında Biri Yönetmesin" yazımın da hâlâ arkasındayım.)


26 Temmuz 2014 Cumartesi

Google İnternet'in Belediyesi mi?


İnternet gittikçe Google oluyor. "Google şirket olarak İnternet'i ele geçiriyor, tekelleşiyor" demeye çalışmıyorum. Tam tersine İnternet'i en iyi anlayan ve geliştirmeye çalışan şirket olan Google, insanların güvenini kazanmayı o kadar iyi başarıyor ki, büyütmeye çalıştığı İnternet neredeyse tamamen kendi çevresinde oluşuyor. İnternet'in belediyesi gibi bence. Halktan aldığı vergilerle, yol-su-elektrik götürüyor, ama İnternet'in sosyalist ruhuyla halka hizmet etmeye çalışırken, sonuçta sanki daha çok sempati topluyor ve büyüyen şehir (İnternet) ona daha da çok vergi geliri sağlıyor.

"Google olmasa İnternet nasıl bir yer olurdu?" diye düşündüğümde, muhtemelen İnternet bu kadar büyük ve bu kadar güzel bir yer olmayacaktı sonucuna varıyorum. Bunun sebebi de Google'ın trafik oluşturma potansiyeli.

İnternet'in can damarı trafiktir, yani web siteleri ne kadar ziyaret aldığına bakar önce. Trafik yoksa, başka hiç bir şeyin faydası yoktur. O yüzden, bir web sitesi, diğer tüm siteleri kendisine ne kadar trafik gönderdiklerine göre değerlendirir. İşte bu noktada da, Google'ı Google yapan istatistik dikkat çeker: Sitelerin neredeyse tamamı, trafiklerinin en az %50'sini Google'dan alır! Arama sonuçlarından veya reklamlarla, öyle ya da böyle Google üzerinden.

Trafik Kaynakları Analizi

Bir sitenin nereden trafik aldığını görmek için de Google Analytics en  populer araç. Türkiye'deki büyük sitelerin tahminimce %80-90'ında kullanılıyor. Benim şahsen 100'ün üzerinde sitenin Analytics hesabına erişimim var ve kişisel birkaç trafik kaynağı gözlemimi paylaşmak istiyorum. (Sitelerden bağımsız olarak, trend analizi olarak düşünün.)

  • Google trafiği en büyük kaynak. Bir sitenin trafiğinin %50-%80 trafiği Google'dan geliyor. Yıldan yıla %10-%20 civarında artıyor. Reklam harcaması ve AdWords kaynaklı trafik artıyor, ama organik trafik artış oranı daha yüksek.
  • Direct düşüyor. Siteye doğrudan gelen, yani adresi yazarak gelen ziyaretçi oranı %20-%40 arasında ve yıldan yıla %5-%20 arasında düşüşler görüyoruz. Bunun sebebi biraz ölçümleme ile ilgilidir (teknik detayına girmeyeyim) ama bence bir sebebi de insanların artık site ismini bile yazmadan Google'da arayarak sitelere ulaşmayı alışkanlık haline getirmesidir.
  • Facebook ve Twitter, çok önemsiz trafik kaynakları. Sosyal trafiğin en yüksek olmasını beklediğimiz sitelerde bile %3 civarında olan Facebook trafiği, normal bir sitede %1 civarında. Yıldan yıla iki hatta üç katına çıkan Facebook kaynaklı trafiğin yeni gelen kısmı neredeyse tamamen mobil cihazlardan gelen trafik. Mobil trafik maalesef çoğu sitenin gelir modelinde zarar yazıyor, çünkü ne eticaret ne de reklam geliri açısından kendi maliyetini çıkartamıyor.

NOT: Bu yazıyı reklam olsun diye yazmadım ama Teknokrasi olarak detaylı site analizleri hazırlıyoruz müşterilerimize.

NOT 2: Eski bir Google çalışanı da olduğum için, şirketi ve felsefesini iyi bildiğimi düşünüyorum. Lütfen temeli olmayan "Google bizi sömürüyor" yorumları yapmayın. Bir mantığa dayanan analizleri ise lütfen paylaşın, ilgiyle okurum.

10 Kasım 2011 Perşembe

Web'in Geleceği Facebook mu Google mı?

Geçtiğimiz hafta CNN Money sitesinin Teknoloji kısmında çok ses getiren bir değerlendirme yazısı yayınlandı: Facebook vs. Google: Web'in Geleceği için Muharebe (Facebook vs. Google: The battle for the future of the Web) Bu yazı, aynı zamanda Fortune dergisinde de yayınlanmış.

İlk bakışta hoşuma gitmişti ve sakin bir zamanda okumak için saklamıştım. Bugün yazının tamamını okudum ve açıkçası CNN gibi, Fortune gibi saygın yayıncıların bu kadar çok bilgi içermesine rağmen bu kadar yanlış çıkarımlar yapan bir araştırma yayınlamasına çok şaşırdım.

İnterneyt takipçileri zaten benim eski bir Google çalışanı olduğumu, hala Google'ı çok sevdiğimi ve bunun yanında Facebook'tan pek haz etmediğimi bilir. Yine de bu yazıyla ilgili yorumlarımı mümkün olduğunca tarafsız olarak aktarmaya çalışacağım.

Yazıda, yanlış olduğunu düşündüğüm yerler:

Larry Page, insanların haberleri arayarak bulduklarını düşünüyormuş
Doğrusu: Google News (Google Haberler) bir arama motoru değil, sadece haber arama özelliği de olan bir haber sitesi. Yani Google, insanların haberleri aramadığını, sadece en önemli haberi önce görmek istediklerini düşünüyor ve teknolojiyi kullanarak bunu otomatik olarak yapmaya çalışıyor.

İnsanlar artık arkadaşlarının onlara hangi haberi okuması gerektiğini söylemesini bekliyormuş
Doğrusu: Haber siteleri hala trafiklerinin çok büyük bir kısmını doğrudan trafik olarak, ana sayfalarına alıyor, yani insanlar haberleri öğrenmek için haber sitesine geliyor. Eğer arkadaşlarını bekleseydi herkes, haberlerin kendi sayfalarına trafik akardı, ana sayfaların gösterimleri çok az olurdu.

Facebook insanların açılış sayfasıymış ve çoğu site onun yörüngesinde gezerek hayatta kalıyormuş
Doğrusu: İstatistikleri bulamadım ama tahminlerime göre Dünya'da açılış sayfası olarak en çok kullanılan site Google, ondan sonra da öntanımlı olarak gelen Microsoft siteleridir. Eğer öyle bir güç olsaydı, emin olun Microsoft (MSN) bunu çok daha önceden kullanırdı. Yelp, Spotify, Zynga gibi şirketler de Facebook'tan gelen trafiğe bağımlı değiller. Tam tersine, kendi hizmetlerini kullanan insanlara kolaylık olsun diye Facebook bilgilerini alarak üye yapıyorlar veya Facebook'u bir platform olarak kullanıyorlar. Yani Facebook ileride yok olsa bile, yeni gelecek sosyal ağlarla da aynı ilişkileri kurup hayatta kalacak bu şirketler. (Zynga'nın Google+'ta yaptığı gibi.)

Yelp ve Spotify gibi sitelerdeki aktiviteler Google tarafından görülmüyormuş
Doğrusu: Google, içeriği açık olan ve özellikle kapatılmamış olan her sitedeki, her şeyi görür ve indeksler. Yelp'te hangi yer için kimin ne yazdığı Google aramalarında çıkar. Hatta geçtiğimiz hafta, Facebook yorumlarını da indekslemeye başladı. Bir tek kimin Facebook'ta kiminle arkadaş olduğunu göremez, onu da siteye girince kendiniz görürsünüz zaten.

Reklamlar sosyal ağlara kayıyormuş
Doğrusu: "Pazarlamacılar Facebook'u seviyor ama para harcamak istemiyor" diyen, ses getiren bir haber çıkmıştı geçtiğimiz haftalarda; insanlar sosyalleşmek için girdikleri bir sitede reklam görmek istemiyorlar, tıklamaların kalitesi de çok düşük oluyor gibi çıkarımlar var. Facebook'un reklam gelirleri tabi ki çok yüksek yüzdelerle büyüyecek önümüzdeki aylarda, ama sonuçta tek bir siteden bahsediyoruz; toplam pastanın ne kadarını alabilir ki?

Garip görsel seçimleri:

CNN'e yakıştıramadığım bir şey de, görsel seçimleriydi. Kasıtlı olarak Google'ı kötü göstermeye çalışıyor gibi geldi bana.

Mesela Google'ın önemli isimlerinden Marissa Mayer'in bir vidyosu konulmuş haberin içine, altında da "Google'dan Mayer: bizden korkmayın" şeklinde bir açıklama konulmuş ama seçilen resme bakın: kadın gözlerini kapatırken alınan bir ekran görüntüsüyle tam sinsi biri gibi gösterilmiş.

Diğer garip bir görsel de ABD'deki tekil kullanıcı rakamlarını karşılaştırdıkları görsel.

Çizgi grafik kullanmak varken alan grafiği kullanılmış, ve sanki Facebook'un ziyaretçi sayısı (mavi alan) artarken Google'ın ziyaretçi sayısı (kırmızı alan) azalmış gibi bir algı uyandırıyor, halbuki grafiği okumaya çalıştığınızda Google'ın ziyaretçi rakamlarının hep daha fazla olduğunu görüyorsunuz. Bu arada Google'ın tekil ziyaretçi sayılarındaki artışın durmasının sebebi de anlatılmamış yazıda. Halbuki yılda İnternet'e erişen toplam kişi sayısının 245 milyon olduğu tahmin edilen ABD'de, 200 milyon aylık tekil kullanıcının bir nevi doğal üst sınır olduğu bilgisi verilebilirdi.

Ayrıca yazıda ilk görselden itibaren sürekli Facebook mavi, Google kırmızı ile temsil edilmiş. Mavi zaten Facebook'un rengi ama Google için uygun gördükleri kırmızı renk pek İnternet markalarının hoşuna giden bir renk değildir çünkü genelde bir şeylerin yanlış gittiği hissini uyandırır.

Son olarak, ne Google, ne Facebook, ne de bu yazıda bahsetmediğim Amazon, Apple, Microsoft gibi şirketlerden hiçbiri tek bir şirket olarak baskınlık kurmaz İnternet üzerinde umarım.

Not: Bahsi geçen yazıyı arkadaşım önermedi, kendi takip ettiğim Google Reader listemde gördüm ;)

26 Eylül 2011 Pazartesi

Facebook'u neden sevmiyorum?

Facebook'u sevmeme sebebim, temelde Apple'ı sevmeme sebebimle aynı: ikisinin de İnternet'e ve İnternet kullanıcılarına saygı duymadıklarını düşünüyorum!

Ben İnternet'i seviyorum; herkese açık ve her yerden erişilebilen dev bir bilgisayar ağı olmasını seviyorum, yani aslında standartlarını seviyorum. "İnternet" derken aslında tek bir yapıdan bahsedildiği için özel isim olduğunu ve büyük harfle yazılması gerektiğini savunuyorum. Ama Facebook her zaman öyle düşünmüyor...

Web'in mucidi olan Tim Berners Lee'nin başkanlık ettiği, saygın W3C (World Wide Web Consortium) tarafından kuralları belirlenen bir sayfalar ve dökümanlar ağı var İnternet'te ve Facebook bu ağdan beslendiği halde standartların bazılarına uymayıp kendi isteklerini dikta ediyor. Örneğin bir sayfanın başlığı "title" ve sayfanın içeriğinin kısa açıklaması da "description" standart etiketleriyle yapılırken, Facebook bunları beğenmiyor ve web sitesi yöneticilerinden işine geldiği şekilde farklı kodlar kullanmalarını istiyor.

Bütün bilgilerin Facebook içinde kilitli kapılar ardında durmasını istiyor ama bir kere içeri girdikten sonra o bilgilerin mümkün olduğu kadar ortalıkta olmasını istiyor ki daha çok içeriğe ve reklama sahip olabilsin. Bunu yaparken de kişisel bilgilerin sahipliği ve mahremiyeti hakkında kullanıcıların iyiliğini düşünerek hareket edemiyor.

Peki bu davranışlar kullanıcıların değil de reklamverenlerin haklarını mı koruyor? Hayır! Reklamverenler de kendi oluşturdukları Facebook üzerindeki sayfalara reklam vermeye yönlendiriliyor ve sonunda bu oluşan sayfa içeriklerine yine Facebook sahip oluyor, reklamveren ise neredeyse hiçbir bilgiyi oradan çekip kendi veritabanlarına ekleyemiyor. Üstüne üstlük bir de sık sık değişen Facebook politikaları ve sistem işleyişiyle boğuşuyor. Adeta parasıyla rezil oluyor reklamverenler Facebook'ta.

Bence Facebook en iyi günlerini yaşıyor ve bir iki yıl içinde sönüp gidecek; biz de sitelerimizde zaten iğreti duran o "beğen" düğmelerini ve Facebook etiketlerini kaldırıp işimize bakmaya devam edeceğiz.

Ayrıca bakınız:

17 Mart 2010 Çarşamba

Facebook Google'ı geçmiş

Hitwise, Facebook'un trafiğinin Google'ı geçtiğini bildirdi. Peki buradaki ölçüt nedir: Toplam ziyaretler içindeki "ziyaret oranı". Yani o gün İnternet'teki ziyaretlerin %7'si Google'a, %7'si Facebook'a yapılmış. Ölçümleme sektöründe ABD için en güvenilir kaynak Hitwise çünkü doğrudan ISP loglarından çekiyor oranları, yani tüm İnternet kullanımını raporluyor (http://www.hitwise.com/us/about-us/how-we-do-it)

Yani yılbaşında 2-3 gün boyunca ABD'de Facebook.com'un sitesine girenlerin oranı, Google.com'a girenlerin oranını geçmiş. (sadece ana sayfa değil, herhangi bir sayfasına girenlerin oranı)

Bu istatistiğin diğer rakamlardan farkı ise:

1- ziyaret ölçmesi. comScore mesela İnternet kullanıcılarının ne kadarına eriştiğine bakıyor ve %80'lerde açık ara daha yüksek çıkıyor Google. (Facebook %50 falan, arada Microsoft ve Yahoo siteleri var.)

2- sadece Google.com istatistiğini vermesi. Genelde "Google sites" diye gruplanıyor diğer raporlarda ve gmail, maps, picasa datası da ekleniyor Google.com datası üzerine.

18 Şubat 2010 Perşembe

Facebook, Google'dan daha fazla trafik gönderiyormuş

Facebook, bazı sitelere Google'dan daha fazla trafik sağlıyormuş! Peki hangi sitelere? Yahoo ve MSN gibi portallara. Yani reklamdan para kazanmaya çalışan sitelere, yani kendilerine gelen trafiği para karşılığı başka sitelere göndermeye çalışan içerik sitelerine. Kime faydası var bu trafiğin?

"En çok trafik sağlayan kaynak olma özelliğini Google'ın elinden alacak." diye öngörmüşler. Bu tip sitelere giden trafiğin hepsini alsın, kimin umurunda. "İnsanlar artık arayarak kendileri bulmuyor, arkadaşlarının önerdiği siteleri ziyaret ediyor" demişler, işte orada dur! Google'da bir günde yapılan arama sayısı sürekli artıyorken, insanlar artık aramıyor diyemezsin. Aynı kişilerden bahsetmiyoruz ki! Eskiden birbirine mail forwardlayan insanlar artık Facebook'tan link paylaşıyor. Bambaşka bir davranış şekli değil ki bu.

Uzun lafın kısası, Facebook'un şu anki haliyle, internette doğru düzgün iş yapmaya çalışan insanların işine yaradığını düşünmüyorum. (Reklam programlarından bahsetmiyorum. Facebook'ta demografik hedefli reklamlarla doğru kişilere ulaşılıp başarılı işler yapılabileceğini biliyorum.)

Yanıldığımı düşünenler varsa, mantıklı yorumlarını bekliyorum.

Son zamanlarda en çok okunan yazılar: